Kurumuş Dolma Kalem Nasıl Açılır?
Bir Başlangıcın Hikayesi…
Kayseri’de, sakin bir akşamüstüydü. Hava hafif serindi, hafif rüzgar burnuma yaprak kokusu taşıyordu. Evde yalnızdım; bazen insan yalnız kaldığında en iyi halini bulur ya, işte o anlardandım. Yine her zamanki gibi, günün stresinden kaçmak için en güvendiğim şeylere sarılmak istedim: kalemim ve defterim. Defterim, ona ne yazdıysam saklayan, düşüncelerimi, duygularımı içimde tutmama izin vermeyen eski bir dosttu. Ama bu kez farklıydı; dolma kalemim kurumuştu. Onu tekrar çalıştırmak… İşte buna ihtiyacım vardı.
Bir Yükün Peşinden Giderken…
Dolma kalemim, yıllardır benimleydi. İlk kez üniversiteye başladığımda almıştım. O zamanlar, yazmanın gücüne inanmıştım. Kalemi her tutuşumda, kendimi daha özgür hissediyordum. Her harf, bir adım daha atıyor gibiydi. Ama zamanla, hayatın koşuşturmacasında, defterime, kalemime yeterince zaman ayıramaz oldum. Kalem, bir köşeye atılmıştı. Ne yazık ki uzun süre kullanmadığım için, bu sevgili dostum da kurumuştu.
Ama ne kadar sevdiğimi biliyordum. Onu vazgeçebileceğim bir şey olarak görmedim. Onunla yazmanın verdiği o büyüleyici hissi unutmadım. Ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, o kalemi yeniden hayata döndürmek istiyordum.
Bir Umut Arayışı
O an, biraz da hayal kırıklığıyla, kuruyan kalemi masamın üzerine koydum. Tıpkı bir arkadaşımın bana yazdığı son mesajı okuduktan sonra bir köşede unutulmuş gibi. Fakat bu kalemle olan ilişkim, tam olarak bir hayal kırıklığının yansımasıydı. Onu yıllarca yanımda taşıdım ama ona yeterince ilgi göstermedim. O kadar uzun süre bekledi ki, kurudu. Tıpkı hayatın bazı anlarında olduğu gibi. Ama bu yazı, aynı zamanda bir umut olmalıydı. Her şeyin bir çözümü vardı. Ne de olsa bu kalem beni ne kadar sevdiğimi hatırlatmıştı. Şimdi, onu tekrar canlandırmak için her şeyimi verecektim.
Masada öylece kalmıştı. Bütün yazı iştahım, kelimelerimin kaybolmuş olduğu o kalemin içindeydi. Kalemin ucu kurumuştu ve ink harfler birleşmiyordu. Ama pes etmek yoktu. Herhangi bir şeyin, ne kadar zorlayıcı olursa olsun, canlanması mümkündü. Bu yüzden önce biraz su, biraz sabır, sonra da kendimi adamak gerekiyordu. O kalemi yeniden hayata döndürecek olan yalnızca ben olabilirdim.
Kuruyan Kalem Nasıl Açılır?
İlk adım: Su. Masamın kenarında bir şişe su vardı, içinden biraz döktüm. Şimdi, kurumuş kalemin ucunu dikkatlice suyun içine batırdım. Kalemin metal kısmı suyla buluştuğunda, onun üzerindeki kurumuş mürekkep biraz yumuşamaya başladı. Düşüncelerimde olduğu gibi, hayatın yavaşça düzelmeye başladığını hissediyordum. Birkaç dakika bekledim. Su her şeyin sırrı gibiydi.
Sonra kalemi, şefkatle ve dikkatle sallamaya başladım. Tıpkı bir çocuğa sevgiyle bakmak gibi. Onu kırmak değil, ona yeniden yaşam vermek istiyordum. Hafifçe şişenin üstünü kapadım ve birkaç dakika boyunca sabırla bekledim. Bu, sadece bir kalem için değil, aslında hayatımdaki o unutulmuş anları ve kaybolmuş umutları yeniden bulma çabasıydı.
Birazdan, kuruyan kalemin ucu yavaşça mürekkep alıp rengi yeniden geri kazandıkça, içimde bir huzur dalgası yayıldı. Bu küçük nesne, beni yazmanın gücüne ve sevgisine geri döndürebilirdi. Her geçen saniye, o eski kalemle hayatımın anlamını bir kez daha kavrıyordum. Ne kadar çok şey kaybetmişim, ne kadar az şeyin farkına varmışım. Kalemi uca doğru bastırdım, hemen mürekkep çıkmaya başladı. Bu, eski bir dostla yeniden buluşmak gibiydi.
Hayatın Küçük Anlarında…
Kuruyan kalemim açıldığında, hayatımda da birçok şey açılmış gibi hissettim. Belki de, hayatın gidişatını kontrol etmenin yolu sadece sabır ve sevgiyle yaklaşmaktan geçiyordur. Benim için kalem, sadece yazmak değil, aynı zamanda hayatın kendisini de temsil ediyordu. Yazmak, duyguları özgür bırakmaktı. Her kelime, bir adım daha atmak gibiydi. O gün, her şeyi bırakarak kalemi aldım ve yazmaya başladım.
Duygularımı Kağıda Dökerken…
Şimdi önümde boş bir sayfa vardı. Kalemim yeniden hayat bulmuştu. Mürekkep, kağıtla buluştuğunda her şey ne kadar güzel ve anlamlıydı. O eski defterimin sayfalarını karıştırırken, bir yanda yaşadığım hayal kırıklığı, öte yanda ise umudun varlığını hissedebiliyordum. Hayatta kalem kadar basit, ama bir o kadar da karmaşık olan çok şey vardı. Kalemimi tekrar kullanmakla, aslında yeniden yazma gücünü kazanmıştım. Her şeyin başlangıcıydı. Ve belki de, hayatımda kurumuş olan bir şeyleri yeniden açmak, yeni başlangıçlar yaratmak da gerekiyordu.
Sonuç
Bir kalemi açmak, basit bir şey gibi görünebilir ama benim için bu, çok daha fazlasıydı. O kurumuş kalem, sadece bir nesne değil, bir yolculuktu. Her ne kadar başlangıçta hayal kırıklığına uğrasam da, sonunda ona yaklaşmak, sabırla ona değer vermek ve ondan yeniden yararlanmak her şeyin anlamını değiştirdi. Bazen, insan hayatta en çok kaybettiği şeyleri yeniden kazanmak zorunda kalır. Bu, her gün tekrarladığımız ama çok unuttuğumuz bir süreçtir. Ama her şeyin yeniden başlayabileceğini unutma, tıpkı dolma kalem gibi…