Asetat Kalemi Nasıl Oluyor? Bir Başka Hayal Kırıklığı, Bir Başka Umut
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve hayatımda belki de en çok yaptığım şeylerden biri, günlük tutmak. Ne zaman kafam karışsa, içimdeki karmaşa çözülmüyorsa, yazmaya başlarım. Bugün yine böyle bir gün. İçimde ne olduğunu anlatabilecek bir kelime bulamıyorum, ama bir şeyler dökülürken ortaya çıkacak bir anlam olması gerektiğini hissediyorum. O yüzden yazıyorum. Ve belki de bir yandan da şu soruyu soruyorum: Asetat kalemi nasıl oluyor? O kadar basit bir şeyin içinde nasıl bu kadar duygu birikiyor?
Bir Okul Defteri, Bir Asetat Kalemi
Hatırlıyorum, küçükken okulda her şey farklıydı. Okulun ilk günlerinde, öğretmenim sınıfın başında bir şeyler anlatırken, ben sırtımda çantamla pencereye bakardım. Hep yeni şeyler görmek isterdim. O zamanlar, defterimin köşesine çizdiğim resimler, yazılar, rüyalar hep bir anlam taşıyan şeylerdi. Ama bir gün, öğretmenimiz bizi çizim yapmaya teşvik etti. O gün elime bir asetat kalemi almıştım. Şimdi düşünüyorum da, belki o kalemle çizdiğim birkaç basit çizim bile benim için o kadar özel ve önemliydi ki. Hâlâ unutamam.
Bir şekilde zamanla ben, o asetat kalemini hep özel bir şey olarak gördüm. O günlerde bana dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü gelmişti. Ne tuhaf değil mi? O kadar basit bir nesne, ama ondan çıkan her çizgi, her renk değişimi, her hareket sanki bir hayatı anlatıyor gibiydi. Çizim yaparken hissettiklerim… O duyguyu hatırlamak bile garip. Öyle duygusal bir bağ kurmuştum ki, bir kalemin yaptığı bir çizgi bana, hayal kırıklığımı, umutlarımı, korkularımı anlatıyordu. Belki de bu yüzden, artık ne zaman o kalemi alıp bir şeyler çizmeye başlasam, bir şeyler değişiyordu. Kendimi bir nebze olsun daha iyi hissediyordum.
Hayal Kırıklığı, Bir Çizgi ve O Kalem
Bir gün, o eski asetat kalemim bitti. O kadar çok kullanmıştım ki, uçları neredeyse taş gibi sertleşmişti. Rengi solmuştu, çizdiğim her şey sanki kayboluyordu. O an içimde hissettiğim o hayal kırıklığını anlatmak çok zor. Sadece, o eski asetat kalemimle yaşadığım bütün anıları, o küçük ama anlamlı çizimleri kaybetmiş gibi hissettim. Nedenini bilmiyorum ama belki de o kalem, hayatımın o dönemindeki ruh halimi, arayışımı temsil ediyordu. Bir an için, bir şeyin bittiğini, her şeyin kaybolduğunu düşündüm. Çünkü o kalemi kaybetmek, aslında kendimi kaybetmek gibi gelmişti.
Hızla eski defterime göz attım. Çizimlerim neredeyse silinmişti, o güzel, minik dünyalar da kaybolmuş gibiydi. O an, bir şeyin ne kadar küçük, ne kadar basit olduğunu anladım. Bir kalemin gücü, zamanla ne kadar büyük olabiliyor, değil mi? Bir çocuğun gözünde o kadar basit bir şey ama bir yetişkinin içindeki bir dünya gibiydi. O kadar çok his vardı ki… O kalemin her çizgisi, her hareketi, bir anlam taşıyor ve içimde bir yerlerde gizli kalıyordu.
Yeni Bir Başlangıç, Yeni Bir Asetat Kalemi
Hayal kırıklığımdan sonra, birkaç hafta boyunca kalemsiz kaldım. Ama bir gün, eski kalemin yerine yenisini almayı düşündüm. Bu sefer daha farklı bir kalem almalıydım. Farkında olmadan, hep aynı eski alışkanlıklarla hareket ediyordum. Ama hayatımda bazen değişim yapmak, eskisinden farklı şeyler denemek gerekirdi. Kalemi almak için dükkana gittiğimde, o yeni asetat kaleminin taze kokusu ve ucunun yeni olması beni bir şekilde heyecanlandırdı. Sanki, hayatımda yeni bir döneme başlayacakmışım gibi. O eski çizimlerin ve o eski kalemin verdiği o duyguyu bir daha yakalayabilir miyim diye düşündüm.
İçimden bir ses, ‘belki’ diyordu. Belki, hayatımın o bölümünü yeniden keşfedeceğim, belki o eski kalemin yerine bu yenisiyle bir şeyler yapacağım. O eski hayal kırıklığının üstesinden gelmek belki de bu kadar basit bir şeydi: Bir asetat kalemi almak, eski hatıraları yenileyerek yeni bir başlangıç yapmak.
İçsel Bir Yolculuk ve O Kalem
Ve işte, bu yeni kalemle çizdiğim ilk şekil, o eski çizimlere benziyordu. Belki de bazen sadece bir kalemin gücüne, bir çizimin anlamına inanmak gerekiyor. Hayatın karmaşasında, o kadar basit bir şeyin, taze bir asetat kaleminin, bana neler hissettirdiğini anlatmak zordu. İçimden o kadar çok şey geçiyordu ki, her çizgiyi adeta bir nefes gibi, bir umut gibi çizmeye başladım. O kadar basit bir şey, ama o kadar derin. Sanki bir hayal kırıklığından sonra yeniden doğmuş gibiydim. Bir kalemle yapılan her şey, bir insanın yeniden başlaması, yeniden bulması gibi.
Sonuç: Asetat Kalemi ve Bir İnsan
Bir asetat kalemi ne demek? Belki de bu kadar basit bir şeyin, bir insanın hayatındaki derin izleri anlatmaya başladığını fark etmek, o kalemi almaktan daha önemliydi. Eski kalemin verdiği hayal kırıklığı ve yeni kalemin getirdiği umut… O çizgiler, o anlamlar… Her şey, bir noktada bir insanın kendini bulmasıyla ilgili. Kim bilir, belki de hayatımızdaki en değerli şeyler, her şeyin başında görebileceğimiz basit, ama güçlü sembollerdir. İşte asetat kalemi de bana bunu öğretti.
Ve şimdi, o eski kalemin yerine aldığım yeni asetat kalemimle, her şey yeniden başlıyor. Bazen hayatın içinde kaybolmuş gibi hissedebilirim ama yeni bir kalem almak, eski hatıraları taze bir şekilde hatırlamak, aslında hayatın küçük ama güçlü adımlarından biridir. Kim bilir, belki de hayatın anlamı bazen sadece o kadar basit şeylerde gizlidir. Bir kalem, bir çizgi, bir umut ve yeni bir başlangıç.